
Mavisi yesiline karismis, uzun uzun agaçlarin gölgelerini cömertçe sundugu, türlü türlü böceklerin, çiçeklerin yasadigi, insanoglunun pek az ugradigi ormanlardan birinde güzel bir göl vardi.
Suyu berrak mi berrak, serin mi serin... Gölün kiyisinda hayat bulmus boynu bükük papatya, yanibasinda o essiz büyülü suyun içinde açmis olan, en az kendi kadar yalniz görünen nilüfer çiçegine sevdalanmisti.
Onun görkemli görüntüsünü, saf, masum, asaletli halini hayranlikla seyrediyordu her gün.
Öykünün devami...