Perşembe, Haziran 18, 2009
Cuma, Haziran 12, 2009
Salı, Mayıs 12, 2009
Akaleien - Haseki Küpesi - Aquilegia
Aquilegia - Haseki Küpesi
Adı: Aquilegia Coerulea - Haseki Küpesi
Familya: Ranunculaceae
Çok yıllık otsu bitkilerdir. Güçlü kök sistemleri vardır. Çiçekleri mavi, sarı, kırmızı, ve beyaz renkli, çok gösterişlidir. Bahar aylarında açarlar.
Aquilegia' ların Orta Avrupa, Kuzey Amerika ve ve Asya'da doğal olarak yetişen 30 türü vardır.
Her türlü, yumuşak yapıda kültür toprağında kolayca yetişebilir. Fakat, daha çok tınlı-kumlu toprakları sever. Kireçli ortamlara yaprak kompostu karıştırılmalıdır. güneşli ve yarı gölge ortamlar yaprak kompostu karıştırılmalıdır. Güneşli ve yarı gölge ortamlar uygundur. Çeşitli pereniyal çiçek bordürlerinde, park ve bahçelerde kullanılmaya, aynı zamanda kesme çiçekçiliğe uygundurlar
Üretim:
Kökten ayırma, yan sürgünler ve tohumla üretilebilirler. Tohum ekimi, ilkbaharda yastıklara yapılır. Ekimden 2 hafta sonra çimlenirler. Fakat, tohumlar olgunlaşınca hemen ekildiklerinde, çimlenme ertesi yıl ilkbaharda olur. Tohumla üretimde kültür formlarında açınım olmaktadır. Tohumlar 2 yıl süre ile çimlenme güçlerini korur. Genç fideler sıcak ve kumlu toprakları sever.
Akelei-Arten sind ausdauernde krautige Pflanzen. Es werden schlanke, leicht verholzende Rhizome als Überdauerungsorgane gebildet. Es stehen mehrere aufrechte, meist verzweigte Stängel an einer Pflanze zusammen. Die Laubblätter stehen in grundständigen Blattrosetten zusammen und etwas kleinere, wechselständig am Stängel verteilt. Die lang gestielten, ein- bis dreifach dreiteilig gefiederten Laubblätter bestehen aus gelappten bis geteilten Fiederblättchen. Der Rand der Fiederblättchen ist gekerbt.
Die Blüten stehen endständig, manchmal einzeln, aber meist zweit bis zehnt in zymösen oder doldigen Blütenständen zusammen, mit laubblattähnlichen Hochblättern. Die zwittrigen, radiärsymmetrischen Blüten sind fünfzählig. Die Farben der Blütenhüllblätter reichen von weiß bis blau und gelb bis rot. Die fünf freien, kurz genagelten Kelchblätter sind ausgebreitet und 0,7 bis 5,1 cm lang. Die fünf mehr oder weniger aufrechten, freien Kronblätter sind mit weniger als 30 mm meist kürzer als die Kelchblätter. Die Basis der Kronblätter ist meist zu einem rückwärts gerichteten Sporn verlängert, es sind also fünf Sporne vorhanden, die Nektarien enthalten. Es sind viele Staubblätter vorhanden. Die etwa sieben schuppenförmigen Staminodien sind häutig. Es sind meist fünf (vier bis zehn) freie Fruchtblätter mit vielen Samenanlagen vorhanden. Der Griffel ist etwa halb so lang wie der Fruchtknoten.
Es stehen mehrere schmal zylindrische Balgfrüchte zusammen; an ihnen ist der Griffel deutlich erkennbar. In jeder 3 bis 26 mm langen Balgfrucht sind viele schwarze, schmale, verkehrt-eiförmige, glatte Samen enthalten.
Der Name Aquilegia ist vermutlich eine Ableitung von aquila, dem lateinischen Wort für Adler, wegen der Adlerkrallen ähnelnden Blütensporne. Eventuell stammt der Name aber auch von aquilegium (lat. für Wasserbehälter) und bezieht sich auf die Kelchblätter der Blüten.
Aus dem Lateinischen ging der deutsche Name “Akelei” hervor. Die auffallende, nickende Blütenform gab Anlass zu vielen Volksnamen wie Elfenschuh, Zigeunerglocken, Teufelsglocken, Kaiserglocken, Narrenkappen und Tintenglocken.
Çarşamba, Nisan 29, 2009
Salı, Nisan 28, 2009
Perşembe, Nisan 23, 2009
Pazartesi, Mart 16, 2009
Dut Fidanlari ve Islatilip Postaya verilen Biber Tohumlari.
Uzun zamandir yazmak istiyorum. Artik kis uykusundan uyanip, silkinip kalkmak gerektigini düsünüyorum. Bu yil kisi baya sakin gecirdik, ne baga ne bahceye ugramadik diyebilirim. Zaten sonbaharda tüm bakim islerini bitirip öyle dönmüstük.
Simdilerde biber fidelerimiz dört yaprak oldular.
kagit pecete icine islatip yolladigi biber tohumlari var ki cok ilginc. Posta ile ta Bursa`dan gelinceye kadar yolda cimlenmis. Toprakla bulustugu gibi önceki fidelere nerdeyse yetistiler.
Dut fidanlarini kendi elleriyle asilamisti. Güzelce köklerini de tras etmis ve özel ambalaj icinde Yilbasi tatilinden dönen akrabasi ile Avusturya üzerinden posta ile bize ulastirdi.
Kisin ortasinda saksiya diktigimiz asili dut fidanlarimiz sicak odada cam önünde yaprak vermeye baslamasin mi! Birde ne görelim üzerinde mini mini dutlar da var.
Tabi hemen irtibata gectik ve kendisinin talimatiyla fidanin güzelce meyvelerini kestik. Bakalim kismetse Paskalya tatilinden yararlanip hem kisa bir tatil yapacagiz. Hem de Dut fidanlarini bahceye dikecegiz.
Kendisine bu güzel dostluktan ve yardimlasmadan dolayi buradan tesekkür ediyorum. Insallah gelismeleri buradan ilgiyle takip edecegiz.
Cuma, Ocak 09, 2009
Çarşamba, Ocak 07, 2009
Stuttgart Marktplaz 2008
Salı, Ocak 06, 2009
Penceremde Kar.
Noel tatilinde kar yagmasini bekledik. Hani cam agaclarina cok yakisir ya Noelde kar. Olmadi, yagmadi derken, tam da tatil bitecek kar yagdi, son iki günü karli geciriyoruz.
Dün baslayan kar bahceleri yollari karla doldurdu. Hava da soguk, kar kalkacaga benzemiyor.
Assy ve Punky`yi camadan disari salalim karin keyfini cikarsinlar dedik. Yaramaz oglum atladi karlara. Assy kizim tedbirli camdan bakmakla yetindi. Punky patileri üsüdügünden eve nereden gelebilecegini sasirdi. Benim seslenmemle kendini dar atti pencereye. Allah disarida yasayan tüm canlilarin yardimcisi olsun. Bu soguk günlerde onlari da düsünelim ve mutlaka yardimci olalim...
Perşembe, Ocak 01, 2009
Pazartesi, Aralık 08, 2008
Kansız, kurbansız bayramlar...
Pazar, Kasım 30, 2008
Atatürk çiçeği-Euphorbia pulcherrima

Der Weihnachtsstern stammt aus dem heißen Mexiko bzw. Mittelamerika. Dort wird die Pflanze bis zu 3 Meter hoch und gilt als Zierde der tropischen Gärten. Durch Züchtung sind kleinwüchsige Formen des Weihnachtssterns entstanden, die heute als Zimmerpflanzen sehr beliebt sind. Seinen Zweitnamen Poinsettie erhielt er nach seinem Entdecker, dem amerikanischen Diplomaten Joel Poinsett.

Anavatanı Meksikadır. Noel ve yılbaşı zamanlarında Amerika’da en aranan çiçektir. Resimde gördüğünüz kırmızı yerler de normal yapraklardır. Çiçekleri küçük ve önemsizdir. Çiçeklere yakın yapraklar çok canlı kırmızı renkte olur. İnsanlar çiçeğe yakın yapraklarının beyaz, pembe, sarı gibi renkte olan türlerini de üretmiştir.
Amerika Birleşik Devletleri’nin Meksika’daki ilk büyükelçisi Joel Roberts Poinsett, 1825’te bu güzel bitkiyi ABD’de tanıttıktan sonra bitkinin adı “poinsettia” olmuş.
Bizde de bu ismiyle tanınacaktı ama yurdumuza ilk getirlidiğinde Atatürk bir serada görmüş ve çok ilgi göstermiş. Bunun üzerine adı bizim ülkemizde “Atatürk Çiçeği” olmuş.

Euphorbia Pulcherrima - Atatürk Çiçeği
Adı: Euphorbia Pulcherrima
Türkçe Adı: Atatürk Çiçeği
Vatanı: Meksika
Tanımı: Yaprakları uzun saplı, büyük, sivri uçlu, kenarları düz veya lop'lu; çiçekleri çok küçük sarı renkli ve gösterişsizdir.
Yetişme İstekleri:
Sıcaklık: Asıl çiçeklenme döneminden önce 15 - 20 derece, çiçeklenme döneminde 13-16 derece, çiçeklenme döneminden sonra 10-12 dereceye gereksinme gösterir. Çiçekli iken 13 derecenin altına düşmemelidir.
Orantılı Nem: Yüksek orantılı nem (% 70-75) ister.

Işık: Yazın aydınlık yarı gölge yerleri sever. Yaprakların renklenmesi için Eylül'den itibaren yoğun ışık ister.Kışın çiçeklenme döneminde çok aydınlık yerlerde bulundurulmalıdır. Bitki doğrudan güneş ışığından korunmalıdır.
Saksı Harcı: Hacim olarak 3 kısım turba, 3 kısım yaprak çürüntüsü, 2 kısım tınlı toprak, 2 kısım yanmış ahır gübresi, 3 kısım kum ve 2 kısım perlitin karışımıylaelde edilen harç da kullanılabilir.
Üretim Tekniği: Üretimi çelik ile yapılır. Çelikleri genç sürgünlerden 7,5-10 cm. uzunluğunda olmak üzere tepe çeliği tarzında ve Nisan - Mayıs aylarında alınır. Ancak bu çeliklerden yetişen bitkiler yıl sonunda 15-20 cm. uzunlukta olurlar. Eğer daha bodur bitkiler isteniyorsa çelikler Ağustos ayında alınmaldır. Alınan çelikler, özsuyun akmaması için odun kömürü tozuna batırılarak, hacim olarak eşit miktarlarda turba ve kum karışımına dikilirler. Ortam sıcaklığı 18-21 derece olmalıdır.
Perşembe, Kasım 20, 2008
Pazar, Kasım 16, 2008
Pazartesi, Kasım 03, 2008
Nalia. Ambar.
Pazar, Kasım 02, 2008
Punky`nin en güvenli siginagi.
Havalarin da sogumasiyla gectigimiz haftalarda bahce sezonunu noktaladik. Orada kaldigimiz son hafta artik soba yakmayada baslamistik.
Kediler genelde sicagi cok severler. Hatta üzerlerinde tasidiklari kürke ragmen cok üsüyen yaratiklardir. Punky de bunlardan biri. Sicacik odada birde yatagi görünce kim yatip uyumak istemez? Fazla söze gerek var mi?
Pazartesi, Ekim 13, 2008
Kedi Anasi-Kedi Babasi. Punky ile tanismamiz...

Cocuklarim yetiskin olup birer birer evden ayrildiktan sonra, biz bir kari bir koca kaldik evde. O kalabalik oldugumuz günler hepsi geride kaldi.
Keske hic büyümeselermis, keske hep öyle kalsalarmis.
Doga kanunu tabi, bizde ailelerimizi zamani gelince birakmadik mi?
Evlenip yuva kurmadik mi? Cevabinizi duyar gibi oluyorum. Tabiki hepimiz ayni yollardan gectik.
Kücük büyük siyah beyaz kedilerin arasindan Punky ile o gün orada karsilastik. Önce dikkatlice gözlerimiz birlesti, uzun uzun bakistik. Yukarida sepetinin icindeydi.
Sonra nasil oldugunu anlamadim biran kucagima sicradigini farkettim. Kollarimin icindeydi, sanki beni al diyordu.
Esime dedim: Bu kediyi aliyoruz. Kesinlikle o gün onu almak istedim ve aldim. Nerdeyse ikinci yilimizi sürüyoruz.
Ilk geldigi geceyi unutamam. Bütün gece dolasti hic uyumadi. Arada üstümüzden atladi, yanimiza yaklastiginda hafif hirlama sesleri geliyordu. Nedenini anlayamamistik.
Ertesi gün aldigimiz yere telefon ettim ve izah ederek nedenini sordum.
Telefonun ucundaki Bay Schweißer uzun bir kahkaha atti.
Nereden bilebilirdim ki o hirlamalarin ne anlama geldigini. Daha önce hic kedim olmamisti ki. Megerse bizden cok hoslamis. Hoslandigini belli ediyormus hirlayarak.
Iki yildir beraberiz. Bütün boslugumuzu doldurdu kedilerimiz.
Punky`nin ilk geldigi günkü fotagraflari icin buraya bakiniz.
Punky`den sonra Assy`yi aldik. Onu da sonra anlatirim, alis öykümüzü...
Anlayacaginiz iki kedimizle bir yasam, bir aile olusturduk. Onlarla cok mutluyuz. Onlarda bizimle olmaktan cok mutlu, biz nereye onlar oraya.
Yani biz Kedi anasi ve Kedi babasi olduk anlayacaginiz...
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)







